Makale

Makalelere Dön

EĞİTİMDE REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK

 EĞİTİMDE REHBERLİK ve PSİKOLOJİK DANIŞMA NEDİR?

“Rehberlik kendi istek ve imkanları ile toplumda kendisine açık gelişme imkanları ve beklentileri tanıması ve bunları en iyi biçimde uzlaştırabilmesi için bireye yapılan profesyonel ve sistematik yardımdır”(Kuzgun,1988).

“Rehberlik bireyin en verimli şekilde gelişmesi ve tatminkar uyumlar sağlamasında gerekli olan

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA’NIN TEMEL İLKELERİ

1. Her birey seçme özgürlüğüne sahiptir ve saygıya değer bir varlıktır. Rehberlik hizmetlerinin odağında birey vardır.

2. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinden yararlanma gönüllülüğü gerektirir.

3. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin bireysel boyutunda gizlilik esastır.

4. Rehberlik hizmetleri tüm öğrencilere ve öğrencilerin tüm yönleriyle gelişmelerine yöneliktir.

5. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde bireysel farklılıklara saygı esastır.

6. Her eğitim kurumunun rehberlik gereksinimleri birbirinden farklıdır.

7. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.

8. Bu hizmetler planlı, programlı, örgütlenmiş ve bilimsel usullerine uygun bir biçimde ve profesyonel düzeyde sunulur.

9. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin etkili bir biçimde gerçekleştirilmesi, hem merkezi hem de eğitim kurumları düzeyinde tüm ilgililerin katılım, destek ve işbirliğini gerektirir.

10. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde toplumsal gereksinimler de dikkate alınır.

Çocukların rehberlik gereksinimleri en az dört kategoride değerlendirilebilir:

1. Sağaltım gereksinimi: Sağaltım gerektiren durumlarda öğrencilerin okul performanslarını ve kişiler arası ilişkilerini etkileyen olumsuz benlik imgesini değiştirmeleri gerekir. Sağaltıcı rehberlik, yani davranış değişikliğini hedef alan rehberlik uygulamaları, davranışları başkalarına değil kendisine zarar veren öğrencilere yönelik olmalıdır.

2. Anlık gereksinimler: Öğrencilerin yaşamlarında meydana gelen değişiklikler, anlık gereksinimler doğurabilir. Öğrenciler sevdikleri birini kaybettiklerinde, bir başarısızlık deneyimi geçirdiklerinde, vb. durumlarda. Bu noktada rehberlik hizmetlerinin hedefi, karmaşa ve belirsizlik duygularının normal olduğu bilgilerinin aktarılması olabilir.

3. Keşfetme gereksinimleri: Öğrenciler ilgilerini keşfetmeye, sosyal ilişkilerini tartışmaya, okula ya da ev yaşamına yönelik tutumlarını belirlemeye gereksinim duyabilir. Bu noktada herhangi bir güçlük söz konusu değildir. Öğrencinin gereksinim duyduğu, düşüncelerini paylaşabileceği, iletişim kurabileceği bir rehberdir.

4. Gelişimsel gereksinimler: Yetişkinliğe doğru ilerlerken öğrencilerin karşılarına halletmeleri gereken belirli gelişim ödevleri çıkar. Bu ödevler doyurucu biçimde yerine getirilebilirse, yetişkinliğe açılan yol büyük ölçüde engellerden arınmış bir duruma gelir. Bu ödevlerin başarıyla yerine getirilmesi ayrıca gelecekte karşılaşılacak olan ödevlerin yerine getirilmesinin bir ön koşuludur.

Havinghurst (1972) gelişim görevlerini “bireyin yaşamının belirli bir döneminde ortaya çıkan, başarılı olmaları mutluluğa ve sonraki görevlerin başarılmasına, başarısız olmaları bireyde mutsuzluğa, toplumca onaylanmamaya ve sonraki görevlerde güçlüğe yol açan özel sorunlar dizisi” olarak tanımlar. Havinghurst’e göre bu görev bireylerin gereksinimlerini içinde yaşadıkları toplumların istemleriyle harmanlayan biyolojik, psikolojik, bilişsel ve kültürel etmenlerin bileşimidir.

Havinghurst bu bağlamda ilköğretim dönemini (6-12 yaşlar) ilgilendiren dokuz gelişim ödevinden söz eder:

1. Oyunlar için gereken bedensel becerileri kazanma
2. Büyümekte olan bir canlı olarak kendine karşı bütüncül bir tutum geliştirme
3. Akranları ile iyi ilişkiler kurmayı öğrenme
4. Uygun cinsiyet rollerini öğrenme
5. Okuma, yazma ve matematik alanlarında temel beceriler geliştirme
6. Günlük yaşamla ilgili gerekli kavramları geliştirme
7. Vicdan, ahlak ve bir değerler ölçeği geliştirme
8. Bağımsız bir birey olarak sorumluluk geliştirme
9. Sosyal gruplara ve kurumlara yönelik tutumlar geliştirme.

Bu ödevlerin her biri çocuk tarafından başarı ile tamamlanabilirlerse, gelecekte karşılaşılacak ödevlerin başarı ile yerine getirilmesi olasılığını da arttıracaktır.

Havinghurst’ün ergenlik dönemine ilişkin gelişim görevleri ise şöyle sıralanabilir:

1. Bedensel özelliklerini kabul etmek ve bedenini etkili biçimde kullanmak
2. Eril ya da dişil toplumsal bir rolü gerçekleştirmek
3. Her iki cinsten yaşıtlarıyla yeni ve daha olgun ilişkiler kurmak
4. Ana-baba ya da diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığı gerçekleştirmek
5. Ekonomik bir mesleğe hazırlanmak
6. Evliliğe ve aile yaşamına hazırlanmak
7. Toplumsal bakımdan sorumlu bir davranışı istemek ve gerçekleştirmek
8. Davranışın rehberi olarak bir dizi değer ve bir ahlak sistemi kazanmak ve bir ideoloji geliştirmek.

Erikson yaşamı sekiz gelişim dönemine ayırır. Bir bölümü Freud’un gelişim dönemlerine koşutluk gösteren ve olumlu ve olumsuz boyutları içeren bu dönemlerin her biri kendine özgü bunalımlarla ortaya çıkar ve kültürden önemli ölçüde etkilenirler. Erikson’a göre kişilik bu sekiz dönemin tümünde gelişimini sürdürür ve bir dönemde olumsuz yaşanan denge sonraki bir dönemde olumlu yönde gelişebilir. Çevresindekilere güvenemeyen bir bebeğe bir sonraki döneminde ilgi gösterilir ve bakım sağlanırsa çocuk çevresine karşı güven geliştirebilir.

PSİKOLOJİK DANIŞMAN/REHBER ÖĞRETMEN İLE ANNE-BABA İLİŞKİSİ

1. Danışman, çocuk hakkında bilgi edinmek amacıyla ana-baba ile ilişkiye girebilir. Çocuğun gelişim özgeçmişinin, ev ortamı ve evdeki davranışlarının bilinmesi, eğitim sürecine uyumu için alınacak önlemlere ışık tutabilir.
2. Ana-babalara çocuklarının gelişim tempoları, davranış özellikleri, genel ve özel yetenekleri, ilgileri, başarı ya da başarısızlıkları hakkında bilgi vermek de danışmanın ana-babalarla etkileşiminin temel konularından biridir.
3. Eğitimin amaçlarını, okulun hedeflerini, okul çalışmalarını ve öğrencilerden beklentilerini ana-babalara açıklayarak, onlarla okul arasında amaç birliği sağlamak danışmanın görevleri arasında sayılmaktadır.
4. Çocukta gözlenen davranış problemlerini düzeltici tedbirleri ana-babayla paylaşmak ve uygulamada onların desteğini sağlamak da danışman ve ana-baba ilişkisinin önemli bir yönünü oluşturmaktadır.
5. Danışman, çocuk gelişimi, özürlü çocuklar, beslenme, ergenlik çağı, gibi çeşitli gelişim konularında, çevredeki (varsa) ilgili uzmanlarla okulda “aile konferansları” düzenlenmesini sağlayarak da ailelerin çocuklara ilişkin anlayış ve tutumlarını olumlu yönde etkileyebilir.
6. Gerek bireysel görüşmelerde, gerekse okul-aile birliği toplantılarında meslek seçiminin psikolojik, sosyal yönleriyle ilgili bilgiler vererek veya bu konuda konferanslar düzenleyerek ana-babaları bu konuda aydınlatmak da danışmanın görevlerindendir.

 

 

 

 

Makalelere Dön