Makale

Makalelere Dön

ONLARI HAYATA HAZIRLIYORUZ...

 

   Yine bir eğitim-öğretim döneminin başlangıcına geldik. İlköğretime kayıt olanlar, kapı kapı lise arayanlar, TEOG sonuçlarına göre yerleşenler, ÖSS ‘ye göre az dahi olsa bir yerlere yerleşenler, yerleşemeyenlerin tekrar dershanelere gelip ÖSS’ye tekrar hazırlananlar, eğitime devam etmek isteyip de imkanlarından dolayı edemeyenler hepsinin yaşadığı ayrı heyecanları bu dönemde görmek mümkün.
Aile olarak hep iyi olmasını beklediğimiz evlatlarımız, hayata bakış açısında kilitlendiği dönem dönem sınavlar oluyor. Bir dönem TEOG ( Temel eğitimden ortaöğretime giriş sınavı ), bir dönem ÖSS ( öğrenci seçme sınavı ), gelecek dönem DGS ( dikey geçiş sınavı ), KPSS ( kamu personeli seçme sınavı ) gibi sınavlar devam edecek. Bizler onları bu sınavlara hazırlarken aslında hayat sınava hazırlıyoruz. Çünkü amacımız çocuğumuzun hayatta mutlu olması, kendi ayaklarının üstünde kalmasını sağlamaktır.
Onu hayata hazırlama aşamasında yaptığımız bazı davranışlar özellikle ergenlik döneminde ters anlaşılabilir. Böyle davranışların uygun zamanlarda aktarılmasında fayda vardır. Örnek alacağı kişiler bu dönemlerde yardımcı olabilir. Bir akrabası, arkadaşı veya okuldaki öğretmeni.ikili ilişkilerle güzel sonuçlar verebilir.
Bizlerin de onların iyiliği adına yanlış yapmış olduğumuz davranışlar yok denemez. Belki farkına varmadan söylenen bir söz, yapılan bir davranış onun hayata bakışını olumsuz etkiliyor ve tepki vermeye başlıyor. Her söylediğiniz söz doğru veya yanlış olsun fark etmez tepki görmektedir.İstenmeyen bir davranış yaptığı zaman sadece bu davranışı eleştirelim. “Zaten sen hep böylesin” diyerek bütün davranışlarını sorgulamayalım. Olumlu gördüğümüz bir davranışını da çocuğum şımarır, fazla yüz bulur düşüncesiyle de görmemezlikten gelmeyelim.
Bizimle onların yetişmiş olduğu dönemler farklı olabilir. Bu dönemlerin sağlamış olduğu imkanları devamlı onlara tehdit unsuru olarak göstermek onu hayatta bağlamak yerine daha çok soğutacaktır. Az veya çok her dönemde hayatın zorlukları vardır. Şimdi onun bu zorlukları kendi kendine görmesi gerekli. Biz bu zorluğu görmesine yardımcı olabiliriz. Binlerce kişinin katıldığı sınavlarda başarılı olmak istemeleri bu dönemin bir zorluğu değil midir?
Dünyanın birbiriyle içli dışlı olduğu bir dönemde kendi çocuğumuzla iletişimimizin zayıf olması düşünülemez. Onun dertleriyle dertlenmemiz, onu dinlememiz, onun düşüncelerine saygılı olmamız onunla yakınlaşmamızı sağlayacak ve kendisine ihtiyacı olan sevgiyi başka yerde aramayacaktır.
Sonuç olarak biz onu ne TEOG ,ÖSS ne de KPSS’ye hazırlıyoruz. Biz onu HAYAT’a hazırlıyoruz. Ona göre davranmalı ve atacağı her adımda yanında bulunduğumuzun farkına varmalı ama kendi mücadelesinin kendisinin vermesi gerektiğini de inanmalıdır.
Sizlere ve çocuklarınıza hayat mücadelesinde başarılar dileriz.


Olumlu İletişim Başarıyı Tetikliyor
? Toplumla barışık genç bir neslin yetişmesinde ailelere büyük görev düşüyor. Çünkü ebeveynin çocukla kurduğu iletişim tarzı çocuğun gençlik döneminde sergileyeceği kişilik ve karakterde oldukça etkili. Eğitimci Adem Durmuş, eğitimin temelinin ailede atıldığını, okulda ise şekillendiğini söylüyor ve ekliyor: "Çocuğun toplum yapısına uygun bir birey olarak yetişmesi, ailesine ve çevresine bağlıdır. Çocuk anne ve babasını gözlemleyerek insanlar arasındaki ilişkilerin niteliğini kavrar. Kendini, model olarak aldığı ebeveynlerine benzeterek kişiliğini oluşturur. Bu yüzden, anne ve baba ilişkilerinin sağlıklı olması, karşılıklı saygının varlığı ve çocuğun ailesiyle ve çevresiyle olan ilişkileri son derece önemlidir." Timaş Yayınları´nın okuyucuya sunduğu "Çocuğumu Gençliğe ve Hayata Hazırlıyorum" adlı kitabın yazarı eğitimci Adem Durmuş, bir gencin toplumun değer yargılarına, gelenek ve göreneklerine, inançlarına bağlı olmasında ailenin rolü olduğunun altını çiziyor. Durmuş, çocuklarını gençliğe ve hayata hazırlayan ebeveynlere şu tavsiyelerde bulunuyor:
? Çocuklarınızı olumsuz düşüncelerin kâbusundan kurtarın.Unutmayın hayata hangi pencereden bakarsak olayları o açığıyla görürüz. Bu yüzden çocukları başarıya yönlendirirken olumlu ifadelerle programlamak gerekir. Oysa ebeveyn çocuğunda başarısızlık gördüğünde olumsuz ifadeler kullanmaya başlar ve bu şekilde farkına varmadan çocuğu olumsuzluğa programlar.
? Her başarısızlıkta başarıya giden bir yol vardır. Çocuklarınızın yaşadıkları olaylar hakkında karar vermede aceleci davranmayın. Çocuklarımız her zaman başarısızlık diye nitelendirilen olaylarla karşı karşıya kalabilirler. Fakat başarısızlıkları hayatın bir süreci olarak değil de bir sonu gibi algılar isek çocuklarımızın tüm hayallerine son noktayı koyarız.
? Olumlu düşüncenin gücünü çocuklarınıza yükleyin. İnanmak, bir işi başarmanın yarısıdır. Bu yüzden çocuğunun başarılı olacağına önce siz inanın ve onunla bu duygularınızı açıklıkla paylaşın. Olumsuz duygulara sahip olan bir çocuğun başarıyı yakalamasının mümkün olamayacağını bilin
Çocuğunuz İçin ÖSS’yi ADY’ye Çevirin

Bazılarımızın üç, bazılarımızın iki, bazılarımızın da bir senedir beklediği sınavın sonuçları açıklandı. Nihayet çocuğumuzun hayatının büyük bir bölümünü etkileyecek puanlara ulaştık. Alınan puanlar bazılarını sevindirirken, bazılarını üzdü. Bir kısmımızda hayal kırıklığına uğradık hala onun şokundayız. ÖSYM çocuklarımız için kendi kriterlerine göre ÖSS ( Öğrenci Seçme Sınavı )’nı uyguladı. Bu kriterlere göre çocuğumuz başarılı veya başarısız oldu. Çocuğumuzun “başarısı” bu mudur ? sadece. ÖSYM’nin başarı kriterleri bizim içinde geçerli midir? Şartlara göre imkan ölçüsünde ÖSYM bu kriterleri koymak zorundadır, koymuştur da ve binlerce öğrenci arasında var olan kriterlere göre çok azının mutlu olacağı bir sistem getirmiştir. Elden gelen budur. Elbette gönül ister talep edilen kadar arz edilebilse ve edilmesi için gayretler gösterilse. Bütün temennimiz bu.
ÖSS ile ölçüleri belirlenmiş çocuğumuzu biz neye göre değerlendireceğiz. Aile olarak da bizlerin de bazı ölçütleri olmalı. Bu ölçütler çocuğumuzun her durumu için geliştirilmelidir. Buna kısaca “ADY” ( Aile Destek Yardım ) diyebiliriz.
Çocuğumuz istediği puana ulaşmışsa, gerisi sana kaldı. Hayat senin denmemeli. Bu puanı en güzel şekilde değerlendirebileceği, severek yapacağı meslekler listesini beraber hazırlanmalı. Gerekirse uzman kişilere, tanıtım ofislerine, mesleğin içinde bulunan kişilere beraber gidilmeli, ayrıntılı bilgiler alınmalı. Bu günler bunlar için gayet müsait. Düşünülen meslek, üniversite, şehir gibi çocuğumuzun hayatını etkileyecek durumlarda çocuğumuzu yalnız bırakmamalıyız. Alınan bu bilgiler bir baskı aracı olarak kullanılmamalı sadece ona yardımcı olmak için yapılmalı.
Çocuğumuz tam istenilen puana ulaşamamışsa; o veya bu sebepten dolayı çocuğumuz istenilen puana ulaşamamış olabilir. Sene içerisindeki yapmış olduğu hataları bu hassas günlerde gündemde tutmak ikide bir söylemek bizlere bir şey kazandırmaz. Çocuğumu karşımıza alıp, var olan durum ile neler yapılabileceği konuşulmalı, imkanlar zorlanmalı, gidipte severek okuyabileceği bütün meslekler, üniversiteler ve şehirler gözden geçirilmeli. Sadece ailemi memnun etmek istiyorum diye bir yönlendirmeye gidilmemeli. Çocuğumuzun çalışması için sene içerisinde almış olduğumuz “bu sene oldu oldu, seneye tekrar hazırlanmayı düşünme, bu son şansın, seneye evde hazırlanırsın, amcanın yanına çalışmaya gidersin gibi.” ifadeleri pek hatırlamayalım. Eğer sizin imkanınız onunda çalışamaya, gayret göstermeye niyeti varsa karşılıklı bir anlaşma yapılabilir.
Çocuğumuz ÖSS’ de başarısız olmuş, baraj puanları geçememişse ; sınavda çoğu öğrenci gibi sizin çocuğunuzda başarısız olmuşsa, çocuğunuzla ipleri koparmayın. O’nu birde Aile Destek Yardımına alın, bakın orda kesinlikle başarılı olacaktır. Yeter ki yardımın şekli bilinsin. Bazen yanlış yardımdan dolayı hayatlar kaybedilebiliyor. Trafik kazalarında olduğu gibi. Yöntem iyi bilinmeli.gerekirse uzmanlardan yardım alınmalı. Şu bilinmeli ki her bir ferdin muhakkak istidatlı olduğu bir alanı vardır. Çocuğumuzun bu alanının ortaya çıkmasına yardımcı olmalıyız. Hayat sadece üniversite değil, hayatın kendisi zaten çok fakülteli bir üniversite. Bu fakültelerin birinde de hayat kazanılır.
Hepinize ADY ( Aile Destek Yardım )’de başarılar dileriz

Sizlere bugünlerde daha çok ihtiyaçları var

Sınav maratonu bitti. Okul sınavları derken ÖSS derken üniversite kapısına dayandık. Ama bu sene ama gelecek sene ama hiçbir sene. Hayat sınavı başlamış oldu. Artık onlar yollarını belirleme aşamasındalar. Tercih edecekleri bölümler hakkında sizlerden tecrübe edilmiş bilgilerinizi alacak, sınavda istedikleri puanları alamamışlarsa tekrar hazırlanma konusunda sizin fikirlerinizi soracak, veya üniversitesiz bir hayatta da başarılı olunur düşüncesiyle hayata atılırken sizlerin desteklerinizi isteyeceklerdir.

Çocuğumuzun puanını öğreninceye kadar ve öğrendikten sonra neler yapabiliriz.

? Çocuğunuzu ve kendinizi her türlü sınav sonucuna hazırlayın.
? Sınav sonucu ne olursa olsun siz hala anne ve babasınız, çocuğunuz da sizin evladınız. Bu nedenle sınav sonucunun çocuğunuzla olan ilişkinizi belirlemesine müsaade etmeyin.
? Sınavda kaybedenlerin çoğunlukta olduğunu düşünerek çocuğunuzun başarısız olabileceğini kabullenin.Her insanın hayatında çeşitli başarısızlıklar yaşayacağını unutmayın.
? Hayat ve sınav birbirinden çok farklı şeyleri içermektedir. Sınavda başarısız olan çocuğun hayatında hep başarısızlar yaşayacağını sanmayın.
? Çocuğunuz başarılı bir sonuç almışsa doğru meslek seçimi yapmasında ona yardımcı olun ancak ona asla baskı yapmayın.
? ÖSYM tarafından gönderilen 2004 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunu beraber inceleyin.
? Çocuğunuzun düşündüğü meslekler hakkında beraber bilgi toplayın, uzman kişilerle görüşün.
? Tercih listenizi oluşturduktan sonra bir uzman kişiden yardım alınız.
? Genç, sınavda beklenen başarıyı gösterememişse çalışma isteği varsa ve başarılı olacağına inanıyorsa tekrar hazırlanmasını önerin. Genç, tekrar sınava hazırlanmayı düşünmüyorsa bir an önce hayata atılmasını sağlayın.
? Uzun hayat yolcuğunda başarılı ve mutlu olmanın tek koşulu ÖSS değildir. Bugün üniversite okumadığı halde hayatında çok mutlu olan ve başarılarının zirvesinde bulunan insanlar olduğu gibi çok iyi üniversitelerde okuyup iş sahibi olamayan, mutsuz bir hayat yaşayan insanların da olduğunu bilmelisiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anne - Babalar ÖSS Öncesi ve Sonrası Ne Yapmalı?


ÖSS’de yüksek puan alıp başarılı olmak her geçen gün zorlaşıyor. Milyonlarca öğrenciyi etkileyen ÖSS süreci, 16-20 yaş arası gençleri ilgilendiriyor. Gençlerin psikolojik yönden en dalgalı dönemlerinde bir de sınav stresi yaşaması, onların psikolojik gelişimlerini olumsuz bir şekilde etkiliyor. Anne ve babalar sınav öncesinde ve sınav sonrasında öğrencilere psikolojik destek sağlamalı, onların bu sıkıntılı dönemlerinde yanlarında olduklarını hissettirmeli ve olumlu yönlendirme yaparak çocuklarının başarılarına katkıda bulunmalıdır.

Sınava hazırlanan adayları yoğun stresli dönemler bekliyor. Sınav yaklaştıkça birçok öğrenci kazanamama endişesine kapılıyor. Öğrencinin içinde bulunduğu sosyal çevre ve aile bu kaygıyı körüklüyor. ÖSS’ye hazırlanan gençlerde gözlenen stresin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
1)ÖSS’nin üniversite hayatıyla sınırlı olmayıp hayatın kalan kısmını belirleyecek olan meslek seçimini de içermesi.
2)ÖSS’ye giren adayların sayısının artmasına rağmen bölümlerin kontenjanlarının sınırlı olmasından dolayı kazanma ihtimalinin azalması.
3)Sınava hazırlığın yoğun ve stresli bir çalışmayı gerektirmesi.
4)Yoğun ders çalışma temposundan ötürü öğrencinin dinlenmeye ve eğlenmeye yeterince vakit bulamaması.
5)Öğrencilerin gelecekten beklentilerini sadece sınava göre belirlemeleri.
6)Sınavda başarısız olan birçok öğrenciye ailenin ve sosyal hayatın iş ve meslek imkanı sunamaması.
7)Meslek seçiminde gencin anne ve babanın etkisinde kalarak istediği bölümleri tercih edememesi.
8)Gencin anne ve baba tarafından kendine göre daha başarılı kişilerle karşılaştırılması, anne ve babanın aynı başarıyı gençten de beklemeleri.
9)Anne ve babanın sınavların kötü sonuçları sonrasında bilinçsizce yaptıkları yargılamalar ve eleştiriler.
10)Sınav sisteminin oluşturduğu rekabet ortamı.
11)Anne ve babanın gençten mutlaka başarılı sonuç almasını beklemesi.
12)Anne ve babanın sürekli genci kontrol altında tutmaya çalışması ve gencin çalışmalarını olumsuz etkileyecek düzeyde onu takip etmesi.
Öğrenme için belirli oranda strese gerek vardır. Belirli düzeydeki stres öğrenciyi daha çok çalışmaya ve başarılı olma yolundaki inancını artırmaya yönelik olur. Psikolojik yönden yeterli düzeydeki öğrenme,çalışma ortamı ve aile ilişkileri öğrencinin başarısını artıracaktır. Ailesinden gerekli desteği alan genç, hedeflediği bölümü kazanabilir. Öğrenmeyi olumsuz etkileyen en önemli unsur stresin gereğinden fazla olmasıdır. Stres artıkça öğrenme düzeyi düşmekte, öğrenme düzeyi azaldıkça da stresi artmaktadır.Öğrencinin bu kısır döngüden kurtulması için anne ve babanın genci rahatlatması ve onu yoğun stresten kurtarması gerekir.
Uzmanlar adayların başarılı olmasını hedef belirlemesine ve düzenli ders çalışmasına bağlıyor.Hedefini doğru tespit eden, hedeflediği bölüme ve ÖSS’nin içeriğine göre çalışma sistemi belirleyen öğrencilerin ÖSS’de ipi göğüsleyeceğini söylüyorlar. Ancak öneriler üniversiteye hazırlanan adayın yapması gerekenlerle ilgili. Bu önerilerin adayın başarılı olmasında tek başına yeterli olduğunu söylemek yanlıştır.
Öğrencinin ÖSS’de başarılı olması sadece kendisiyle ilgili değildir. Bu başarıda anne ve babanın rolü inkar edilemez. Bu sebeple anne ve baba özellikle sınav yaklaştıkça çocuğuna karşı daha şefkatli ve daha anlayışlı olmalıdır. Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS)’na sadece öğrenciler değil anne ve babaların da hazırlanması gerekiyor. Öğrencinin ÖSS’de başarılı olmasında deneme sınavlarında yüksek puan almasının, planlı ve amacına yönelik ders çalışmasının yanında anne babanın çocuğuna yönelik davranışları da etkilidir. Çocuklarının sınavı kazanması için birçok fedakarlıklarda bulunan anne ve babaların sınav öncesinde, sınav gününde ve sınav sonuçlandığında da aynı özveriyi göstermesi gerekir. Ebeveynlerin hepsi çocuklarının ÖSS’de başarılı olmasını ister. Bunun için çeşitli fedakarlıkta bulunurlar. Çocuğu başarısız olduğunda ebeveyn kendini başarısız anne ve baba olarak görür. Çocuğu başarılı olduğunda da dünyalar onların olur. Çünkü çocuklarının başarısı kendi başarılarının bir göstergesidir. “Çocuğum üniversite sınavını kazansın” diye anne-babalar bir öğrenci gibi çalışır, gayret eder ve sınav heyecanı yaşar.
Sınav yaklaştıkça anne ve babaların stresi artar. “Acaba çocuğum sınavı kazanacak mı?”,“Kazanamazsa mahvoluruz, bütün emeklerimiz boşa gider…” şeklinde çeşitli düşüncelere kapılırlar. Bu düşüncelerin etkisinde kalan ebeveynler farkında olmadan çocuklarının sınav başarısını olumsuz etkileyecek davranışlarda bulunurlar.Çocuğunun kazanamayacağını düşünen bazı ebeveynler onu azarlar ve öğrenciye çeşitli cezalar verirler. Çocuğuna karşı davranışları öfke dolu olur.Anne-baba aslında bu davranışlarıyla çocuğunu ders çalışmaya veya başarılı olmaya yönlendirdiğini sanır. Farkında olmadan genci olumsuz yönde etkiler.
ÖSS yaklaşıkça kaygılanan anne babalar çocuklarının başarılı olmasını sağlamak için onlara sürekli ders çalışmaları gerektiğini hatırlatır. Öğrencinin ders çalışmanın dışında bir faaliyette bulunduğunu gördükleri zaman da onu sert bir şekilde uyarırlar. Sınav yaklaştıkça stresi artan genç, bir de anne babanın öfkeli davranışları karşısında daha çok kaygılanır. Anne babasının kendisinin başarılı olmasını istemediğini düşünmeye başlar. Bu yüzden genç, ebeveynlerin çeşitli uyarılarına aldırış etmemeye, bazen de uyarıların tersine davranışlarda bulunmaya başlar. Gencin ebeveynlerine karşı davranışları sınavın oluşturduğu stresten dolayı kaba ve serttir. Bu nedenden ötürü anne-babalar çocuklarına karşı daha hoşgörülü olmalılar.
ÖSS sonucunda başarı veya başarısızlık diye nitelendirilen durumlar sadece öğrencinin çabasıyla gerçekleşmez. Başarı ancak bir takım çalışmasıyla elde edilir. Öğrencinin ÖSS’de başarılı olması sadece kendisine bağlı değildir. Bu başarıda anne-babanın rolü inkar edilemez. Bu nedenle anne-baba özellikle sınav yaklaştıkça çocuğuna karşı daha ilgili olmalı ve ona sevgiyle yaklaşmalıdır. Çünkü genç, kaybedenlerin çoğunlukta olduğu bir sınava girmektedir. ÖSS’de kaybedenlerin (4 ve daha fazla süreyle eğitim veren lisans programlarını kazanamayanların) oranı % 90 gibi yüksek bir rakamdır. Bu rakamın gençler üzerinde oluşturduğu psikolojik baskı onlarda çeşitli davranış bozukluklarına yol açar. Bu nedenle öğrencinin beklenmedik davranışlarda bulunmasını normal karşılamak gerekir. Öğrencinin başarılı olmasında psikolojik yönden sınav öncesi birkaç gün çok büyük önem taşır. Gencin moralini bozan, kaygılanmasına yol açan, motivasyonunu düşüren ve genci öfkelendiren anne-baba davranışları öğrencinin ÖSS’de başarısız olmasına yol açabilir. Çocuklarının sınavda başarılı olmasını isteyen anne-babaların şu davranışlarda bulunmaları gerekir:

Sınav Öncesi
--- Çocuklarınızı,“Başarısız olursan sonucuna katlanırsın.”, “Sınavı kazanamazsan mahvoluruz.”gibi sözlerle korkutmayın. Bu sözler öğrencileri korkutmakla kalmaz, öğrencinin stresini artırır. Artan streste öğrencinin sağlıklı düşünmesini engeller. Öğrenci sınav öncesinde ve sınavda dikkatini toplama güçlüğü çeker.
--- Sınav salonunu önceden görmesini sağlayın.
--- Sınava giriş belgelerinin ve sınavda gerekli olabilecek diğer eşyalarının tam olup olmadığını bir kez de siz kontrol edin.
--- Sınava birkaç gün kala ve sınav günü ÖSS ile ilgili konuşmaktan uzak durun. Eğer çocuğunuz bu konuyu açtıysa, sınavın çok rahat geçeceğini, sınava iyi hazırlandığını ve başarılı olacağını belirtin. Böylece onun stresini artırmamış olursunuz.
--- Çocuklarınızın olumsuz davranışlarına karşı daha anlayışlı olun.
--- Sınava giren her genç sınav heyecanını az veya çok yaşar. Onu rahatlatacak konuşmalar yapın. Neşeli olun, onu da neşelendirmeye çalışın.
--- Ona karşı beslediğiniz sevginin sınav başarısıyla ilgili olmadığını, başarısız da olsa sevginizin devam edeceğini söz ve davranışlarınızla ona hissettirin.
--- Sınav öncesinde onun mutlu olmasını sağlamak için gence küçük bir hediye alabilirsiniz.Anne-babasının sevgisini hisseden genç psikolojik olarak rahatlayacaktır. Bu rahatlama onun başarısını artırır.

Sınav Günü
--- Sınav sabahı çocuğunuzu vaktinde uyandırın. Kahvaltı yapmasını sağlayın.
--- Büyük şehirlerde meydana gelebilecek ulaşım aksaklıklarını düşünerek çocuğunuzun sınav salonuna zamanında ulaşmasını sağlayın. Eğer çocuğunuzun hoşuna gidecekse ve başarısını artıracaksa sınav salonunun bulunduğu okula birlikte gidin.
--- Çocuğunuza karşı beslediğiniz sevginin sınavla ilgi olmadığını göstermek için sınav sonrası birlikte eğleneceği şeyler yapın.

Sınavdan Sonra
--- Çocuğunuzu ve kendinizi her türlü sınav sonucuna hazırlayın.
--- Sınav sonucu ne olursa olsun siz hala anne ve babasınız, çocuğunuz da sizin evladınız. Bu nedenle sınav sonucunun çocuğunuzla olan ilişkinizi belirlemesine müsaade etmeyin.
--- Sınavda kaybedenlerin çoğunlukta olduğunu düşünerek çocuğunuzun başarısız olabileceğini kabullenin.Her insanın hayatında çeşitli başarısızlıklar yaşayacağını unutmayın.
--- Hayat ve sınav birbirinden çok farklı şeyleri içermektedir. Sınavda başarısız olan çocuğun hayatında hep başarısızlar yaşayacağını sanmayın.
--- Çocuğunuz başarılı bir sonuç almışsa doğru meslek seçimi yapmasında ona yardımcı olun ancak ona asla baskı yapmayın.
--- Genç, sınavda beklenen başarıyı gösterememişse çalışma isteği varsa ve başarılı olacağına inanıyorsa tekrar hazırlanmasını önerin. Genç, tekrar sınava hazırlanmayı düşünmüyorsa bir an önce hayata atılmasını sağlayın.
--- Uzun hayat yolcuğunda başarılı ve mutlu olmanın tek koşulu ÖSS değildir. Bugün üniversite okumadığı halde hayatında çok mutlu olan ve başarının zirvesinde bulunan insanlar olduğu gibi çok iyi üniversitelerde okuyup iş sahibi olamayan, mutsuz bir hayat yaşayan insanların da olduğunu bilmelisiniz.

Makalelere Dön